SGK'dan Yeni Uygulama 1 Ekim'den İtibaren Hastalar Daha Fazla İlaç Fiyat Farkı Ödeyecek

SGK'dan Yeni Uygulama 1 Ekim'den İtibaren Hastalar Daha Fazla İlaç Fiyat Farkı Ödeyecek
SGK, Sağlık Uygulama Tebliği’ndeki (SUT) eşdeğer ilaç uygulaması için yeni bir fiyat hesaplaması başlatıyor. 1 Ekim'den itibaren başlayacak yeni uygulama ile hastalar daha fazla ilaç fiyat farkı ödeyecek.  Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan TÜM Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, "Mide, antibiyotik, kalp, tansiyon, hepatit b, astım gibi tedavi gruplarındaki ilaçlar için hastalar bundan sonra daha fazla ilaç fiyat farkı ödeyecek" dedi.

TÜM Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan'ın açıklaması:
Taban Birim Fiyat Uygulaması sistemine geçilmesi sonucu vatandaşlar eczanelerimize geldiklerinde daha fazla ilaç fiyat farkı ödeyecekler. SUT’daki eşdeğer ilaç uygulaması için SGK tarafından 1 Ekim 2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yeni bir fiyat hesaplaması getirildi. Öncelikle 15 etken madde ile başlayacak olan bu uygulama, kısa bir süre sonra tüm ilaçları kapsayacak. İsmi, Taban Birim Fiyat Uygulaması olan bu sisteme geçilmesi sonucu vatandaşlar eczanelere geldiklerinde daha fazla ilaç fiyat farkı ödeyecekler. 
Ancak bu sefer 1 Ekim itibariyle 76 milyon vatandaş SGK’nın ilaç taban fiyatını açıklamasını, ne kadar daha fazla ilaç parası ödeyeceğim, endişesi ile bekleyecek. Vatandaşlar, eczanelerimize geldiklerinde halen ilaç katılım payı, muayene ücreti, reçete parası (3 kutuya kadar 3 TL sonra kutu başına 1 lira olarak) ve ucuz ilaca göre kendi ilacının farkını ödemekte, bunu öderken bile zorlanmaktadır. Bu yeni uygulama, hastanın cebinden çıkan paranın artmasına neden olacaktır. 
İlaç taban fiyat uygulaması ile hangi ilaç yazılırsa yazılsın, SGK’nın belirlediği fiyat ödenecek. Bu demek oluyor ki; neredeyse her ilaca fiyat farkı çıkacak. Başlangıç paketi olarak ilk grupta yer alan mide, antibiyotik, kalp, tansiyon, hepatit b, astım hastalarının kullandıkları tedavi gruplarındaki etken maddelere göre, vatandaşlar raporlu olsalar bile, ilaç fiyat farkını ödeyecekler ve bu farklar artacak. 
Vatandaşın sağlığının korunması ve hastalıkların tedavisi için gereken ilaçlara zorlanmadan ulaşabilmesi en temel hakkıdır. Bunu sağlamak da Sağlık Bakanlığı’nın görevidir. Vatandaşlarımızın 1 Ekim’den itibaren fiyat farklarının yükseleceğini bilmesini ve duyarlılıklarını ’ALO 170’ hattını arayarak göstermelerini istiyoruz.

10 işçinin ölümünde bu detay gözden kaçıyor /Prof. Dr. İzzettin Önder

10 işçinin ölümünde bu detay gözden kaçıyor /Prof. Dr. İzzettin Önder

10 işçinin ölümünde bu detay gözden kaçıyor 
Devlet üniversiteleri YÖK ve siyasilerin derin manevraları sonucunda cemaatleşmiş ve akademik düzeyde de gerilemiş durumdalar. Bunun da ötesinde, üniversiteler gayet katı ve hemen hiçbir özgür düşünceye yer vermeyen bir yapı konumuna gelmişlerdir. Böylesi boğucu ortamda, bereket ki, iki önemli kurum devrede olarak, özellikle gençlere ve tüm topluma biraz da olsa nefes alma imkanı vermektedir. Bunlardan biri Karaburun Bilim Kongresi, diğeri ise Özgür Üniversite'dir. Bu iki kurumda da her türlü özgür düşünce hiçbir engele takılmadan ifade edilmekte ve tartışılmaktadır. Karaburun Bilim Kurulu'nun yılda bir defa toplanan ve, maalesef, kısa süreli bir etkinlik olmasına karşın, Özgür Üniversite'de edebiyat, ekonomi, felsefe vb gibi çok çeşitli alanlarda konferans veya ders sistemi şeklinde eğitim faaliyeti sürdürülmektedir.

NASIL OLUYOR DA KAPİTALİZM AYAKTA KALABİLİYOR
Karaburun toplantılarının dokuzuncu etkinliği geçtiğimiz hafta "Dünyada Bir Hayalet Dolaşıyor" başlığı ile gerçekleştirildi. Bu yılki toplantıya yaklaşık bir asır öncesinde yaşamış ünlü bir Amerikalı iktisatçı olan Thorstein Veblen üzerine bir rapor sundum. Bu konuyu Karaburun toplantısına taşımaya karar vermemde en önemli öğe, yaşanan krizler, savaşlar ve bunca yoksulluklara rağmen nasıl oluyor da kapitalizmin ayakta kalabiliyor, hatta karşıt sistemleri zayıflatıp dönüştürmekte başat olabiliyor meselesidir.

Veblen, Marks üzerine iki önemli makale yazmıştır. Kendisi de sol eğilimli olan Veblen, makalelerinde Marksizm’in keskin bir eleştirmeni olarak görür. Şöyle ki, Marks üzerine yazmış olduğu makalelerinin birinde, teorinin mantıksal çatısının çok mükemmel olduğunu açıkça ifade etmiştir. Ancak, böylesi yüceltici görüşün ardından, Veblen'e göre, teorinin güçlü yapısına rağmen Marks'ın öngördüğü ayaklanmanın gerçekleşmesi söz konusu olamaz. Zira Veblen, emekçi sınıfın karar mekanizmasının, teoride belirtildiği gibi gerçekleşemeyeceğini, bundan dolayı da sosyal kalkışın ortaya çıkmayacağını ifade eder. Çünkü Veblen'e göre, her bireyde olduğu gibi, emekçilerde de, geçmişten gelen huy, alışkanlık ve içgüdüsel davranış dürtüleri vardır ve bu dürtüler, emekçinin düşünce ve davranışlarını etkileyerek, ona ayak bağı oluşturabilir.

Toplantıda TEKEL direnişi ve Gezi kalkışı, bazan örnek olarak, bazan da bizzat anlatım olarak sık sık yinelendi. Her sefer yapılan en ciddi iki vurgu, örgütlenme sorunu ve sınıf bilinci meselesi idi. Sol çevrelerde yapılan tartışmalarda devamlı geçen bu sorunlar ve yüzeysel yanıtlar aslında birer saptamadır. Saptama yapmak çok önemlidir, hatta sorunu çözmeye yönelik politika geliştirmenin de ilk adımlarındandır, ancak yaklaşım salt betimleme düzeyinde kaldığı sürece fazla bir analitik değeri haiz olamaz. Bir soruna çare bulabilmek ve bu konuda politika geliştrirebilmek, salt sorunu saptamanın ötesinde, bulgunun temelindeki nedenselliğin araştırılmasını gerektirir. Zira, politika saptanmasında bulgudan değil, bulguya yol açan nedensellikten yola çıkılır. Bulguya yol açan nedensellik izale edilmeden bulguyu ortadan kaldırıcı kalıcı çözüm sağlanamaz.

Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de emekçiler, reel olarak erimelerine rağmen ciddi kalkış yapamamaktadır. Örneğin, TEKEL direnişinde ya da Gezi isyanında insanların kafalarında bazı detayları düzeltmek mi vardı, yoksa sisteme karşı çıkmak mı! Aynı şekilde, son kriz ertesinde ABD'de varlıklarını yitiren halk kitlesinin Wall Street kalkışında finans kesiminde milyarların kazanılmasına mı, yoksa sisteme mi karşı idiler! Üniversitelerimizde "Çalışma Ekonomisi" dersleri emek-sermaye ilişkisi üzerinde dururken, sistem mi sorgulanmakta, yoksa ücretler biraz artsın vb gibi sistem içi çareler mi aranmaktadır!

10 KİŞİNİN ÖLÜMÜNÜN ASIL MÜSEBBİBİ
Geçmişten devreden geleneksel düşünceler düşünce yapımızda o denli kökleşmiş olabilir ki, "sınıf bilinci" söylemine rağmen, "sermayenin kutsallığı" bilincimizden silinememektedir. AKP'nin toplumsal hafızanın derininde kazınmış gericilik ve dincilik itiyadını sömürerek toplumu böylesine kabusa sürüklemesi hiç de rastlantısal olmayabilir. Kapitalizm, bir sömürü sistemi olarak, hiç bir yerde hata yapmamaktadır. On emekçinin yaşamını yitirdiği son kazayı, sistemin cinayeti değil de, dikkatsizlik ya da ihmal sonucu yaşanan şanssızlık olarak algılamak yanlıştır. Yaşadığımız dramın müsebbibi, her gün medyaya yansıyan trajedileri yönetsel eksiklik, denetim kusuru ya da ilgisizlik gibi, aslında kapitalizmi besleyen dokusal yapılanmaya bağlayan ve söz konusu aksamalarda gerekli düzeltmelerin yapılması durumunda işlerin yolunda gideceği inancını taşıyan ve bu konuda ısrar eden bizleriz! Bu dokuların bizler gibi görece geri ekonomilerde çok belirgin açığa çıkması, aslında sistemin hafızalarımızda netleşmesi açısından ciddi bir şanstır. Ne var ki, şans, hedefini bilene yol gösterir!

Prof. Dr. İzzettin Önder

Kaynak: Odatv.com

Torun Center İnşaatında İşçi Katliamı 10 İşçi Öldü

Torun Center İnşaatında İşçi Katliamı 10 İşçi Öldü
Mecidiyeköy'de yıkılan eski Ali Sami Yen Stadı'nın arazisine yapılan rezidans inşaatında işçileri taşıyan asansör 33. kattan zemine çakıldı. 10 işçi olay yerinde hayatını kaybetti.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, ölen işçi sayısının 10 olduğunu açıkladı. Olayla ilgili 8 kişinin gözaltına alındığını söyleyen Vali Mutlu, "İş asansöründe hayatını kaybeden işçilerimizin tamamı hastahaneye götürüldü. Kayıp sayımız kesin 10 olarak netleşti. Başımız sağ olsun" dedi.

İnşaat, 42'şer katlı iki rezidans ve 36 katlı bir ofis bloğu olmak üzere 3 bloktan oluşuyor. 1500 işçinin çalıştığı inşaat bitmeden satışa çıkan projede daire fiyatları 580 bin dolar ile 4 milyon dolar arasında değişiyor. İşçiler 21 taşeron firmanın çalıştığı ve denetim yapılmayan inşaatta bozuk asansöre bindirildiklerini açıklarken kendileri arkadaşlarını kurtarmaya çalışırken çevik kuvvetin sahaya yığılmasına tepki gösterdi. 

Ölen İşçilerin İsimleri
Tahir Kara, Hıdır Ali Genç, İsmail Sarıtaş, Bilal Bal, Cengiz Tatoğlu, Murat Usta, Menderes Meşe, Vahdet Biçer, Ferdi Kara, Cengiz Bilgi. 

Kristal İş Sendikası Şişecam 24. Dönem Toplu İş Sözleşmesini İmzaladı

Kristal İş Sendikası Şişecam 24. Dönem Toplu İş Sözleşmesini İmzaladı
Şişecam 24. dönem grup  toplu iş sözleşmesi imzalandı. Kristal-iş Sendikası ile Cam işverenleri Sendikası arasında sürdürülen toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamamış, sendika 5 bin 800 işçi adına 20 Haziran 2014 tarihinde greve çıkmıştı. Ancak grev 8 gün sonra Bakanlar Kurulu kararıyla 60 gün süreyle ertelenmişti. 

Kristal-İş Sendikası tarafından yapılan açıklamada, bağıtlanan toplu iş sözlemmesiyle  ücretlerde ortalama yüzde 14 artış sağlandığı açıklandı. Düşük ücretli işçilerin ücretlerinde iyileştirme sağlanırken, Sosyal ödemelerde de yüzde 10 ile yüzde 49 arasında değişen artışlar sağlandı.

Bağıtlanan toplu iş sözleşmesi Şişecam’a ait; Trakya Cam, Trakya Mersin, Trakya Yenişehir, Trakya Otocam, Cam Elyaf, Paşabahçe Eskişehir, Paşabahçe Mersin, Paşabahçe Kırklareli, Anadolu Cam Mersin ve Anadolu Cam Yenişehir olmak üzere 10 cam fabrikasında çalışan sendika üyesi 5 bin 800 cam işçisini kapsıyor. 

Kristal-İş Sendikası Genel Merkez Yönetim Kurulu'nun konuya ilişkin yaptığı açıklama şöyle:
Uzun ve zorlu bir mücadelenin ardından 24. Dönem Cam Grup Toplu İş Sözleşmesi imzalandı. Bilindiği gibi 24. Dönem toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde işverenle anlaşma sağlanamaması üzerine 20 Haziran 2014 günü greve çıkmıştık. Grevimiz 8. gününde anti demokratik bir biçimde erteleme adı altında AKP hükümetince yasaklanmış ve grev hakkımız elimizden alınmıştı. Danıştay’a yapmış olduğumuz başvurumuz reddedilmiş ve tekrar greve çıkma olanağımız ortadan kaldırılmıştı.

60 günlük erteleme süresinin dolması nedeniyle ya Yüksek Hakem Kurulu’na başvurmak ya da işverenle anlaşmaya varmak dışında yasal olarak bir başka seçenek kalmadı. Bu aşamada işverenle yapılan görüşmede alınan son teklif üyelerimizin oyuna sunuldu.

Referandumda üyelerimizin bir bölümün oy kullanmadığı ve evet ile hayır oylarının baş başa olduğu görülmüştür. Bu durumda sözleşmeyle ilgili karar verme sorumluluğunun yönetim kurulumuzda olduğu değerlendirilmiştir. Sözleşmenin Yüksek Hakem Kurulu’na gitmesinin özellikle idari düzenleyici maddelerde yol açabileceği olumsuzluklar dikkate alınarak bu yolun riskli olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan Yüksek Hakem Kurulu’nun parasal hükümler açısından da gelinen düzeyin altında kalabileceği değerlendirilmiştir. Tüm bu nedenlerle işverenden teklifini revize etmesi istenmiştir. Yapılan son görüşmede referandum aşamasında verilen teklifte bazı iyileştirmeler sağlanmıştır.

Gelinen nokta itibariyle yönetim kurlumuz toplu iş sözleşmesini imzalamayı uygun bulmuştur.

Toplu iş sözleşmesiyle ilgili açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Kristal-İş Sendikası Genel Merkez Yönetim Kurulu

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR


İyileştirmeler:

(1) 01.01.2014 tarihinden TİS anlaşma tarihine (28.08.2014) kadar geçen süre içinde kadroya alınan işçilerin, atanma tarihlerindeki saat ücretlerine 5,35 TL/saati geçmeyecek şekilde 0,59 TL/saat iyileştirme zammı yapılacaktır.

(2) 31.12.2013 tarihi itibariyle saat ücreti 5,45 TL/saatin altında olan işçilerin saat ücretleri, 5,45 TL/saate yükseltilecektir.

(3) 31.12.2013 tarihi itibariyle saat ücreti 5,45 TL/saat ve üstü olan işçilerin saat ücretlerine 0,24 TL/saat iyileştirme zammı yapılacak ancak gelinen saat ücreti 9,24 TL/saati geçmeyecektir.

Bu düzeltmelere ilaveten ücret gruplarına göre aşağıda yer alan 1. Yıl zammı uygulanacaktır.

1. Yıl Zammı: İşçilerin 31.12.2013 tarihindeki ücretlerine 01.01.2014 tarihinden geçerli olarak aşağıdaki ücret zammı uygulanacaktır (TL/Saat)

A B C D E
1,11 1,13 1,15 1,19 1,21


1. YIL ZAMMI ÜCRET ARTIŞ ORANI, İYİLEŞTİRMELERLE BİRLİKTE ORTALAMA YÜZDE 14 ORANINDADIR

2. Yıl Zammı: Enflasyon (TÜFE) oranı + 2 puan,

3. Yıl Zammı: Enflasyon oranı + 2,5 puan

Vardiya Zammı: 1. Yıl 0,40 TL/saat; 2. Yıl TÜFE; 3. yıl TÜFE +3 puan.

Gece Zammı: 1. Yıl 0,60 TL/saat; 2. Yıl TÜFE; 3. yıl TÜFE +3 puan.

4’lü Paket: 1. Yıl 4100 TL/yıl; 2. Yıl TÜFE+1; 3. yıl TÜFE +3 puan.

(4’lü Paketin dağılımı-1. Yıl): Yakacak ödeneği: 2050 TL, İzin Ödeneği: 700 TL, Bayram Ödeneği: 500 TL x 2, Giyim Ödeneği: 350 TL)

Tüm sosyal yardımların ikinci yılları TÜFE +1 oranında, üçüncü yılları ise TÜFE +3 puan oranında arttırılacaktır.

Yürürlük: 3 yıl (01.01.2014-31.12.2016).

Uyuşmazlık konusu diğer hükümler: 23. Dönem Cam Grup Toplu İş Sözleşmesi hükümleri gibi olacaktır.

Farkların ödenme zamanı: 750 TL avans (30 Ağustos 2014), geri kalan farklar 20 Eylül 2014 tarihinde ödenecektir.

Yenişehir Düzcam fabrikası yasal olarak da grup toplu iş sözleşmesine dahil edilmiştir.

sendikam haber

En Çok Okunanlar