13 Mayıs 2012

İş Kanununa Göre Çalışma Saatleri Ve Fazla Mesai

ÇALIŞMA SAATLERİ VE FAZLA MESAİ
Denkleştirme Uygulaması 
I.GIRIS
Is dünyasi dinamiktir. Gün geçmiyor ki, yeni bir is alani açilmasin, son sistem bir teknolojik cihaz is dünyasina girmesin. Yeni is alanlari ve son sistem teknolojik cihazlar, yetismis eleman gerektirir. Is mevzuatinin da bu bas döndürücü gelismeye ayak uydurabilecek derecede dinamik bir olusum içinde olmasi gerekmektedir.

Ülkemiz, böyle bir gayret içinde olmasina ragmen henüz istenen çabuklukta milletlerarasi is mevzuatini uygulamaya koymus degildir.

1475 sayili Kanun’da, haftalik çalisma süresi haftanin günlerine esit olarak bölünüyordu ve bunun aksini kararlastirmak söz konusu Kanun’dan dolayi mümkün olmuyordu. 4857 sayili Kanun ILO’nun bu alandaki sistemini benimseyerek esnek çalismayi ve bununla baglantili olarak denklestirmeyi bir kanun hükmü olarak bünyesine dahil etti.

1475 sayili Kanun’da ki bu anlamsiz yasagin kalkmasi, is dünyasinin sonunu getirmemis, hatta çok olumlu sonuçlar dogurmus; isçiler dinamiklerini kullanarak isin yogun oldugu zamanlarda emeklerini ortaya koymuslar, yogunlugun nispeten azaldigi zamanlarda da fazla çalistiklari süre miktarinca az çalismislar veya bu süreyi çalismadan, dinlenerek geçirmisler, yani kanunun ifadesiyle çalismalarini denklestirmislerdir.

Iste biz bu çalismamizda, denklestirme uygulamasinin tutarliligini örneklerle ve Yargitay kararlari esliginde ayrintili olarak irdelemeye çalisacagiz.

II. ÇALISMA SÜRELERI

1. Çalisma Süresinin Sinirlandirilmasinin Sebepleri
Insanlarin, bu arada isçilerin sürekli çalismalari mümkün degildir. Insanin bedeni kudreti, organizmasi sürekli çalismaya engeldir. Çalisan kisilerin dinlenmeye ihtiyaçlari vardir. Bu dinlenmeler günlük çalisma içinde yemek, içmek, uyumak vb. gibi bir takim fizyolojik ihtiyaçlari gidermek için kuskusuz gereklidir. Böylece çalisanlarin, çalisacaklari sürelerinin sinirlandirilmasini gerektiren ve isçileri de kapsayan sebepler, her seyden önce fizyolojiktir.[1]

Gerçekten de verimli çalismanin kisa süreli çalismalarla gerçeklestigi günümüzde artik anlasilmistir. Isin verimi isçinin uzun süreli çalismasi ile ters orantilidir. Öte yandan çalisan kisinin, bu arada emegi ile geçinen isçinin dinlendirilmeden çalistirilmasi kendi sagligi yönünden sakincalar dogurdugu gibi, giderek toplum için de zararli sonuçlari beraberinde getirecektir. Bu bakimdan da çalisma süresinin sinirlandirilmasina sonuçta azaltilmasina ihtiyaç bulundugu gibi, ayni sekilde isçinin ailevi, dini ve kültürel vecibelerini saglamasi için de kendisine bos zamanlarin verilmesi zorunludur.[2]

2. Genel Olarak Çalisma Süresi ve Esneklestirme
Is Kanununun 63 ve devami maddelerinde çalisma süreleri ayrintili bir sekilde düzenlenmis ancak çalisma süresinin tanimina yer verilmemistir. Buna karsilik, Is Kanununa Iliskin Çalisma Süreleri Yönetmeliginin 3. maddesine göre “Çalisma süresi,isçinin çalistirildigi iste geçirdigi süredir. Is Kanununun 66.maddesinin birinci fikrasinda yazili süreler de çalisma süresinden sayilir”.

O halde, her seyden önce çalisma süresi, isçinin çalistirildigi iste geçirdigi süre diger deyisle fiili çalisma süresidir. Ancak Is Kanununun 66. ve adi geçen Yönetmeligin 3. maddesi geregince isçinin isinde fiilen çalisarak geçirdigi sürelerin disinda kalan “çalisma süresinden sayilan haller” diger deyisle farazi çalisma süreleri de is süresinden sayilmistir. Konumuzla ilgisi açisindan bu farazi çalisma sürelerini ihtiva eden Is Kanununun 66.maddesini hatirlamakta fayda vardir:

“Madde 66. Asagidaki süreler isçinin günlük çalisma sürelerinden sayilir:

a. Madenlerde, tas ocaklarinda yahut her ne sekilde olursa olsun yeraltinda veya su altinda çalisilacak islerde isçilerin kuyulara, dehlizlere veya asil çalisma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çikmalari için gereken süreler

b. Isçilerin isveren tarafindan isyerlerinden baska bir yerde çalistirilmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler.

c. Isçinin isinde ve her an is görmeye hazir bir halde bulunmakla beraber çalistirilmaksizin ve çikacak isi bekleyerek bos geçirdigi süreler.

d. Isçinin isveren tarafindan baska bir yere gönderilmesi veya isveren evinde veya bürosunda yahut isverenle ilgili herhangi bir yerde mesgul edilmesi suretiyle asil isini yapmaksizin geçirdigi süreler.

e. Çocuk emziren kadin isçilerin çocuklarina süt vermeleri için belirtilecek süreler.

f. Demiryollari, karayollari ve köprülerin yapilmasi, korunmasi ya da onarim ve tadili gibi, isçilerin yerlesim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan isyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü islerde bunlarin toplu ve düzenli bir sekilde götürülüp getirilmeleri esnasinda geçen süreler.

Isin niteliginden sayilmayip da isveren tarafindan sirf sosyal yardim amaciyla isyerine götürülüp getirilme esnasinda araçlarda geçen süre çalisma süresinden sayilmaz.”

Buna karsilik, günlük çalisma süresinin ortalama bir zamaninda verilmesi gereken ara dinlenmeleri (Is K. 68) çalisma süresinden sayilmazlar.

Hukukumuzda normal çalisma süresi Is Kanununun 63. maddesinde düzenlenmistir. Anilan hükme göre “Genel bakimdan çalisma süresi haftada en çok kirkbes saattir. Aksi kararlastirilmamissa bu süre, isyerlerinde haftanin çalisilan günlerine esit ölçüde bölünerek uygulanir”.

Kanun, en çok 45 saat demekle 45 saatin üstünde çalismaya izin vermemekte, ancak bunun altinda çalisma sürelerinin düzenlenebilecegini kabul etmektedir. Uygulamada bazi is yerlerinde 43, hatta 40 saat gibi daha az haftalik çalisma süresinin düzenlendigi görülmektedir. Ancak Kanun, günlük veya haftalik çalisma sürelerinin daha asagiya indirilmesi halinde, isçinin ücretinden eksiltme yapilamayacagini hükme baglamaktadir (Is K. 62).

Buna karsilik, asagida görülecegi gibi, belli sartlara ve sinirlara uyulmak suretiyle taraflarin anlasmasiyla çalisma sürelerinde bir denklestirilmeye de gidilebilir (Is K. 63/2).

Is Kanununa Iliskin Çalisma Süreleri Yönetmeliginin 11. maddesi uyarinca “Çalisma süreleri ile ilgili olarak öngörülen sinirlamalar, isyerleri ya da yürütülen islere degil, isçilerin sahislarina iliskindir”. Gerçekten, is mevzuatinda çalisma sürelerine getirilen sinirlamalar sahsi olarak isçileri korumak içindir. Buna karsilik, isyerleri için böyle bir sinirlama söz konusu olmayip, postalar halinde isçilerin çalistirilmasi yoluyla isyerinde haftanin her günü 24 saat çalismak mümkündür.[3] Ancak, ayni isverenin farkli isyerlerinde veya islerinde veya farkli isverenlerin yaninda çalisma halinde isçinin toplam çalisma süresi kanuni azami çalisma süresinin üzerinde olamaz.[4]

Bati’da teknolojik, ekonomik ve sosyal gelismeler sonucu çalisma sürelerinin uygulanmasinda esneklik saglanmasi ihtiyaci dogmustur. Bu amaca uygun olarak Bati ülkelerinde bu konuda yogunlastirilmis is haftasi, çalisilmayan zamanin telafisi, kisa süreli çalisma, fazla çalisma karsiliginin zamli ücret yerine serbest zaman olarak verilmesi gibi uygulama biçimleri ortaya çikmistir. Genel olarak, 1475 sayili Is Kanununun çalisma sürelerine iliskin hükümleri siki ve kati düzenlemeler seklindeydi. Her geçen gün ihtiyaci karsilayamaz hale gelen bu düzenlemelerde köklü degisikliklere gidilmesinin ve esneklik saglanmasinin yararli olacagi görüsü yayginlik kazanmisti. 4857 sayili Is Kanunu esneklik ihtiyacini büyük ölçüde karsilamistir.[5]

3.Çalisma Sürelerinin Is günlerine Bölünmesi ve Denklestirme
a. Çalisma Sürelerinin Is Günlerine Bölünmesi
Is Kanununun 63. maddesinin 1. fikrasinda çalisma süresinin haftada 45 saat oldugu ve bu sürenin aksi kararlastirilmadikça haftanin çalisilan günlerine esit ölçüde bölünerek uygulanacagi hükme baglanmistir. Is Kanununa Iliskin Çalisma Süreleri Yönetmeliginin 4. maddesinin 2. fikrasina göre de “Haftanin is günlerinden birinde kismen çalisilan isyerlerinde, bu süre haftalik çalisma süresinden düsüldükten sonra, çalisilan sürenin çalisilan gün sayisina bölünmesi suretiyle günlük çalisma süreleri belirlenir”. Misal, haftanin 6 günü 45 saat çalisilan bir isyerinde cumartesi günü 5 saat çalisiliyorsa, haftanin çalisilan diger is günleri, günlük çalisma süresi 45-5 = 40: 5 = 8 saat olacaktir.

Bati ülkelerinde 39-40 saatlik çalisma haftasi uygulamalari ve 35 saat çalisma haftasi mücadelesi varken, ülkemizdeki haftalik çalisma süresi uzun görülebilir.[6]

Is Kanununun 67. maddesine göre günlük çalismanin baslama ve bitis saatleri isyerlerinde isçilere duyurulur. Isin niteligine göre isin baslama ve bitis saatleri isçiler için farkli sekilde düzenlenebilir.

Isin baslama ve bitis saatinin belirlenmesi isverene ait olmakla beraber, kanundaki gece gündüz ayirimina uygun bir düzenlemeye özen gösterilmesi daha dogrusu riayet edilmesi gerekir. Mesela, isçilerin sabah saat 5’te isbasi yapmalarina iliskin bir isveren buyrugunun – normal sartlar içinde – uygun bulundugu söylenemez. Mevzuattaki hükümlere ters düsmeyecek bir düzenleme ile çesitli isçi gruplari ( kadin isçiler, genç-çocuk isçiler, yasli isçiler ) için farkli mesai kaideleri konulmasi da mümkün olsa gerektir.[7]

b. Denklestirme
aa. Genel Olarak
1475 sayili Kanun döneminde haftalik çalisma süresinin isgünlerine esit dagitilmasinin emredici bir biçimde hükme baglanmis olmasi, çalisma hayatinin ihtiyaçlarina uygun bulunmamasi nedeniyle is hukuku ögretisinde elestiriliyordu. Is Kanununun 63. maddesinin 2. fikrasinda, 1. fikrada yer alan kuralin bir istisnasi olarak çalisma sürelerinin esneklestirilmesi konusunda Avrupa Birliginin 93 / 104 sayili yönergesine uygun bir hüküm getirilmistir. Adi geçen fikra uyarinca “Taraflarin anlasmasi ile haftalik normal çalisma süresi, isyerlerinde haftanin çalisilan günlerine, günde 11 saati asmamak sarti ile farkli sekilde dagitilabilir. Bu halde, iki aylik süre içinde isçinin haftalik ortalama çalisma süresi, normal haftalik çalisma süresini asamaz. Denklestirme süresi toplu is sözlesmeleri ile dört aya kadar artirilabilir”. Çalisma Süreleri Yönetmeliginin 5. maddesinin 1.fikrasina göre de “Bu halde yogunlastirilmis is haftasi veya haftalarindan sonraki dönemde isçinin daha az sürelerle çalistirilmasi suretiyle, toplam çalisma süresi çalisilmasi gereken toplam normal süreyi geçmeyecek sekilde denklestirilir”.[8]

Is Kanununda öngörülen ve denklestirme imkani getiren bu düzenleme ile çalisma sürelerinin degisik yönlerden esneklestirilmesi yoluna gidilmistir.Her seyden önce, haftalik çalisma süresinin is günlerine esit olarak bölünmesi zorunlulugu kaldirilmis, taraflarin anlasmasi ile haftanin is günlerinde farkli çalisma sürelerinin öngörülmesi mümkün hale gelmistir. Bunun gibi, yeni düzenlemeyle yogunlastirilmis is haftasi uygulanabilecek, ortalama olarak haftalik çalisma süresinin ( 45 saat ) asilmamasi sartiyla bazi haftalarda haftalik çalisma süresinin üzerine çikilabilecektir.[9] Ayni sekilde bu durumda, haftalik çalisma süresinin yani 45 saatin asildigi haftalarda, bu süreyi asan çalismalar fazla çalisma sayilmayacaktir ( Is K. 41 / 1 ). Nitekim, Yargitay 9. Hukuk Dairesinin yeni sayilabilecek bir kararinda “4857 sayili Is Kanununun 63. maddesince ilke olarak çalisma süresi haftada en çok 45 saat olarak belirtilmis, devaminda taraflarin anlasmasi ile haftalik normal çalisma süresi isyerlerinde haftanin çalisilan günlerine, günde 11 saati asmamak sarti ile farkli sekilde dagitilabilecegi ifade edilmistir.

Ayni Kanunun 41. maddesine göre fazla çalisma, Kanunda yazili sartlar çerçevesinde haftalik 45 saati asan çalismalardir. 63.madde hükmüne göre denklestirme esasinin uygulandigi hallerde, isçinin haftalik çalisma süresi, normal haftalik is süresini asmamak sarti ile bazi haftalarda toplam 45 saati assa dahi bu çalismalar fazla çalisma sayilmaz.

Davaci isçi, yaninda diger bir isçi ile nöbet tutmaktadir. Normal olarak günlük 24 saat çalismanin 12 saatinde bir isçi, kalan sürede diger isçinin çalistigi varsayilir. Çalisilan bu süre içerisinde bir saatin zorunlu yemek ve diger ihtiyaçlar için harcandigi göz önüne alindiginda davaci isçinin günlük çalisma süresi 11saati asmaz. Haftada çalisilan süre 33 saat eder. Gerek 1475 sayili gerek 4857 sayili Kanun döneminde haftalik çalisma süresi 45 saat kabul edildiginden davaci isçinin1475 sayili Kanun döneminde fazla çalisma ücreti ödenmez.

Davaci isçinin, 4857 sayili Kanun dönemindeki çalismasi için örtülü bir denklestirme söz konusu olur. Çünkü anilan dönemde davci isçinin günde 11 saati asan çalismasi bulunmamaktadir. 3 gün çalistigindan kalan 6 gün için 4857 sayili Kanunun 63. maddesi geregince denklestirmenin varligi kabul edilir. Mahkemece yukarida belirtilen usul ve hesaplamalara dayanmayan karari hatali olup bozmayi gerektirmistir” denilmistir[10].

Yogunlastirilmis çalisma haftasini isveren, yönetim hakkina dayanarak, tek yanli uygulayamaz; bu konuda taraflarin anlasmasi, yani isçinin onay vermesi sarttir. Isçi, yogunlastirilmis is haftasi uygulamasina onayini, daha is sözlesmesi yapilirken sözlesmede yer alacak bir hükümle baslangiçta da verebilir. Toplu is sözlesmesi kapsamindaki isyerlerinde, isverene, yogunlastirilmis is haftasi uygulama yetkisi toplu is sözlesmesi ile de taninabilir. Toplu is sözlesmesinin normatif nitelikteki bu hükmü o sözlesme kapsamindaki isçileri baglayacagi gibi, bu hüküm ayni zamanda “isyerinin çalisma düzenine iliskin hüküm” niteliginde de oldugundan, Sendikalar Kanununun 31. maddesinin 3 ve 4. fikralari uyarinca,o isyerinde çalisan ancak toplu is sözlesmesi ile bagli olmayan isçiler de isverenin toplu is sözlesmesi hükmüne dayanarak yogunlastirilmis is haftasi uygulanmasi yönündeki talimatina uymakla yükümlüdürler.[11]

bb. Denklestirme Uygulamasina Iliskin Anlasmanin Biçimi ve Kapsami
Anlasmanin biçimi konusunda , Kanunda herhangi bir hüküm bulunmamaktadir.Bu nedenle, taraflarin anlasmalari yazili ya da sözlü olacaktir. Ancak, bazi durumlarda, taraflar çalisma süresinin isgünlerine paylastirilmasi konusunda açik bir düzenleme yapmamis olabilirler. Bu durumda, taraflarin hangi konuda anlastiklarinin tespiti problemi ortaya çikabilir. Bu konuda, açik bir kararlastirma olmamasi halinde, taraflarin Kanundaki süre ve düzenleme üzerinden anlastiklari sonucu çikabilecegi gibi, isçinin çalismaya baslamasi ile o isyerindeki yerlesik düzeni kabul ettigi, taraflarin bu konuda anlastiklari sonucuna da varilabilir. Bu durumda, isçi ile isveren o isyerindeki çalisma düzeni konusunda anlasmis sayilmalari daha isabetli olacaktir.[12]

Öte yandan, haftalik çalisma süresi esit olmayan sekilde is günlerine bölünürken günlük çalisma süresi hiçbir sekilde 11 saati asamaz ( Is K. 63 / 2 ). Bu süre mutlak azami süre olarak anlasilmalidir. Bu nedenle 11 saatin üzerinde ayrica fazla çalisma yaptirilmasi mümkün degildir.[13] Nitekim, Çalisma Süreleri Yönetmeliginin 4.maddesinin 3.fikrasinda“Günlük çalisma süresi her ne sekilde olursa olsun 11 saati asamaz” denilmek suretiyle bu husus açikça belirtilmistir.

Is Kanununa göre haftalik çalisma süresi ortalamasi 45 saati asmamak üzere, çalisma sürelerinin haftanin çalisilan günlerine farkli sekilde dagitilabilmesi, diger deyimle denklestirme süresi 2 aydir. Ancak denklestirme süresi toplu is sözlesmeleri ile 4 aya kadar artirilabilir ( Is K. 63 / 2 ).

Kanunda sözü edilen 2 ya da 4 aylik denklestirme süresi yogunlastirilmis is haftasinin uygulandigi ilk günden baslayarak ayni güne rastlayan 2 ya da 4 ay sonraki süre olarak anlasilmalidir.[14]

Denklestirme dönemi, isyerinin tümünde ya da bir bölümünde uygulanabilecegi gibi, sadece tek bir isçi için de uygulanabilir.[15] Zira, denklestirme süresi ile güdülen amaç, isverenin ihtiyaç duydugu isgücünün, Kanunun çizdigi sinirlar çerçevesinde daha esnek bir sekilde kullanilabilmesidir. Bu ihtiyacin, ayni anda tüm isçiler ortaya çikmasi ise her zaman gerekli degildir.[16]

Öte yandan, Çalisma Süreleri Yönetmeliginin 5. maddesinin son fikrasina göre, denklestirme dönemi içinde günlük ve haftalik çalisma süreleri ile denklestirme süresi uygulamasinin baslangiç ve bitis tarihleri isverence belirlenmelidir. Konu ile ilgili olarak Nursen Caniklioglu da “Denklestirmenin isyerinde yaratabilecegi belirsizligi ortadan kaldirmak için, bize göre de isabetli olarak, bu sürenin baslangiç ve bitisinin belirlenmesi esasi öngörülmüstür. Bizce, Yönetmelikte, bu belirlemenin isyerinde ilan edilmesine iliskin bir hükmün de yer almasi yararli olurdu, ” görüsünü ileri sürmüstür.[17]

Yogunlastirilmis is haftalari denklestirme süresinin herhangi bir döneminde mesela basinda veya sonunda yer alabilir.[18]

cc. Denklestirme Döneminde Haftalik Çalisma Süresinin Hesaplanmasi
Belirtmek gerekir ki, Kanun, denklestirme döneminin azami sinirini belirlemis olup, alt sinir bakimindan bir süre getirmemistir. Bunun sonucu olarak, taraflar 2 aylik sürenin altinda bir denklestirme dönemi öngörebilirler. Mesela, haftalik normal çalisma süresi 45 saat olan bir isyerinde, 2 hafta 50 saatlik yogunlastirilmis is haftasi uygulanmis ise, normal çalisma süresini asan 10 saatlik süre için, daha sonraki 2 hafta içinde isçiler haftada 40 saat çalistirilmak veya daha sonraki 6 hafta içinde isçilere ücretlerinde bir kesinti yapilmaksizin 10 saat izin verilmek suretiyle haftalik ortalama çalisma süresi 45 saati asmamis olur.Belirtelim ki, burada isçilere verilen 10 saatlik izin, Is Kanununun 41. maddesinin 4. fikrasinda hüküm altina alinan fazla çalisma ve fazla sürelerle çalisma yapan isçiye her fazla çalisma saati için verilen artirimli serbest zaman degildir. Bu nedenle, buradaki izin süreleri artirimli olmadigi gibi, 41.maddenin 5.fikrasinda düzenlendigi sekilde 6 ay zarfinda degil, denklestirme süresi içinde kullanilmasi gerekir[19].

Ayni sekilde, bir isçinin 4 hafta boyunca haftada 6 gün çalisilan bir isyerinde, günde 10 saat çalistigini düsünelim. Bu isçi, 4 hafta sonunda: 4 x (6 x 10 ) = 240 saat çalismis olur. Kararlastirilan denklestirme süresini de 2 ay farz edelim. 2 ay boyunca normal haftalik çalisma süresi: 8 x 45 = 360 saat olur. Geriye çalisilmasi gereken 360 – 240 = 120 saat kalmistir. Denklestirilecek süre ise – geriye kalan- 4 haftadir. Bu da, 4 x 6 = 24 çalisma günü eder. Bu isçinin, her gün 120 : 24 = 5 saat çalisip diger zamanlarini dinlenerek geçirme hakki oldugu gibi, günlük normal çalisma sürelerine uyarak, 120 : 7, 5 ( 45 : 6 = 7, 5 ) = 16 gün çalisip 24 – 16 = 8 gün dinlenme hakki da vardir.

Denklestirme esasi geregince isçiye taninan bos zaman, daha önce çalisilmis sürenin karsiligi oldugu için, bu süre isçinin kideminden sayilacaktir[20].

Yogunlastirilmis is haftasi ile azaltilmis is haftalarinin ya da isçiler taninacak bos zamanin denklestirme dönemine dagitilmasi konusunda Kanunda herhangi bir hüküm bulunmamaktadir. Dolayisiyla, bu durum tamamen ihtiyaca göre belirlenecektir. Denklestirme döneminin baslangicinda yogunlastirilmis is haftalarinin, ardindan da azaltilmis is haftasi ya da haftalarinin gelmesi ilk bakista daha ihtiyaca uygun görünmekteyse de, böyle bir zorunluluk bulunmamaktadir. Isyerinin özelliklerine göre önce bos zaman verilmesi, ardindan da yogunlastirilmis is haftalarinin uygulanmasi mümkündür[21]. Bu konuda ki yetkinin de isverende oldugunu kabul etmek gerekir.Gerçekten isveren, denklestirme uygulamak için isçinin onayini almak zorundadir, ancak bu onayi aldiktan sonra, çalisma düzenini, Kanunun belirledigi sinirlar içinde istedigi gibi kurma imkanina sahiptir. Varilan bu sonucun isçi bakimindan olumsuzluk tasiyacagindan da söz edilemez. Zira, bos zamanin denklestirme döneminin basinda veya sonunda verilmis olmasi isçinin sagliginin korunmasi bakimindan da herhangi bir önemi bulunmamaktadir. Ancak bu konuda dikkat edilmesi gereken husus, isverenin bu dönem için yogunlastirilmis haftalari dönemin sonuna, diger dönemde ise basina koyarak, dolayli olarak 2 aylik denklestirme dönemini 4 aya çikarmasinin kabul edilemeyecegidir. Bizce böyle bir uygulama Kanunun düzenlenmesini dolanmak olacaktir[22].

Isverenin denklestirme dönemi uygulayabilmesi için bu hususu bölge çalisma müdürlügüne ya da sendikaya bildirmesi konusunda herhangi bir yükümlülügü bulunmamaktadir[23].

dd. Denklestirme Döneminin Ödenmesi Gereken Ücrete Etkisi
Bu konuda Nursen Caniklioglu, görüslerini su sekilde ifade etmistir: “Belirtelim ki, kararlastirilan ücretin maktu ücret olmasi halinde uygulamada herhangi bir problem çikmayacaktir. Bu durumda, maktu ücret, haftalik çalisma süresinin üzerinde çalisilan dönemde oldugu gibi, haftalik çalisma süresinin altinda çalisilan dönemde de ayni sekilde ödenmeye devam edecektir. Buna karsilik, ücretin belirli bir meblag olarak degil de, saat ücreti üzerinden kararlastirilmasi halinde isçiye ödenmesi gereken ücretin tespitinde zorluklarla karsilasmak mümkündür. Bizce bu durumda, isçinin o hafta fiilen ne kadar çalistigi dikkate alinmaksizin, normal haftalik çalisma süresinin, kararlastirilan saat ücreti ile çarpimi sonucu bulunacak miktarin isçiye ödenmesi, ayni sekilde, azaltilmis çalisma haftasi için de ayni islemin yapilmasi gerekir. Ancak, denklestirme döneminde isçinin çalisma süresinin normal çalisma süresini asmasi halinde, artik fazla saatlerle çalismaya iliskin esaslar da dikkate alinarak hesap yapilmali ve isçiye buna göre ücret ödenmelidir[24]”. Konu ile ilgili olarak Yargitay Hukuk Genel Kurulu, bir kararinda: “Dosya kapsamina göre, davacinin davali sirkete ait radyolink istasyonunda isyerinin meskun mahal disinda bulunmasi ve ulasim zorlugu gibi zorunlu nedenler dolayisiyla bazi haftalarda 3 gün, bazi haftalarda ise 4 gün is yerinde kalarak çalistigi, haftanin diger günlerinde ise evinde istirahat ettigi anlasilmaktadir.

4857 sayili Is Kanununun 63. maddesince ilke olarak çalisma süresi haftada en çok 45 saat olarak belirtilmistir. Ancak taraflarin anlasmasi ile haftalik normal çalisma süresi isyerlerinde haftanin çalisilan günlerine, günde 11 saati asmamak sarti ile farkli sekilde dagitilabilecegi ilkesi benimsenmistir.

Radyolink istasyonlarinda yapilan çalismanin niteligi, yapilan isin ve isyerinin özelligine göre bu tür çalisanlarin uyku vesair zorunlu ihtiyaçlarini karsilamak için geçen zaman disinda günde 14 saat çalisilabilecegi Hukuk Genel Kurulunun 5.4.2006 gün 2006 / 9 – 107 Esas, 2006 / 144 Karar sayili bozma kararinda oldugu gibi somut olayda da benimsenmistir.

4857 sayili Kanun döneminde; günlük 11 saati asan çalismalari ile haftalik 45 saatten fazla çalismalar “fazla çalisma” olarak kabul edildiginden, haftada 3 gün çalisilan haftalarda 11 saati asan günlük 3 saat, haftalik 9 saat çalismanin; haftada 4 gün çalisildiginda ise günlük 3, haftalik 12 saat çalismanin fazla çalisma olarak kabulü gerekir.

Bu durumda, fazla mesai sayilan çalismalar disindaki çalisma süresi; haftada 3 gün çalisildiginda günlük 11 saatten haftada 33 saati bulacagi; haftada 4 gün çalisildiginda ise günlük 11 saatten haftalik 44 saate ulasacagindan ve haftalik 45 saati asmadigindan denklestirmeden söz edilemez”[25].

Isçinin is sözlesmesinin denklestirme dönemi sona ermeden feshedilmesi ya da belirli süreli is sözlesmesinin bu süre içinde sona ermesi halinde, yogunlastirilmis çalisma haftalarinda yaptigi çalismalarinin ücretinin isçiye hangi esasa göre ödenecegi meselesi ortaya çikabilecektir. Gerçekten, bu konuda akla gelebilecek iki ihtimal bulunmaktadir. Birinci ihtimale göre, bu durumda isçinin daha önceki haftalardaki çalismasi fazla çalisma ya da fazla saatlerle çalisma esaslarina göre ödenmelidir. Yani, isçi haftalik 45 saatlik süreyi asan çalismasi karsiliginda fazla çalisma ücretine hak kazanacaktir[26].

ee. Haftalik Is Günlerine Bölünemeyen Islerde Denklestirme Yapilmasi
Karayollarinda, demiryollarinda, deniz, göl ve akarsularda yapilan tasimacilik islerinde oldugu gibi, kimi zaman haftalik 45 saatlik çalisma süresini, isgünlerine esit olarak bölebilmek mümkün degildir. Nitelikleri geregi günlük ve haftalik çalisma sürelerinin 63. maddede öngörüldügü sekilde uygulanmasi mümkün olmayan is ve isyerlerinde çalisma sürelerinin günlük kanuni çalisma süresini asmayacak sekilde ve en çok alti aya kadar denklestirme süresi taninarak uygulanmasini saglayacak usuller Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanliginca hazirlanan “Haftalik Is Günlerine Bölünemeyen Çalisma Süreleri Yönetmeligi”nde düzenlenmistir ( Is K. 76 / 1 ).

Yönetmelige göre, Yönetmelik kapsamina giren islerin yürütülecegi çalisma dönemi, isin niteligine göre, en çok alti ayi geçmemek üzere, isveren tarafindan belirlenir ( m. 4 ). Normal olarak denklestirme uygulanabilmesi için, isçinin onayinin alinmasi gerekirken, bu gibi islerde isçinin rizasinin alinmasi gerekmemektedir. Denklestirme uygulamasi isin niteliginden kaynaklandigi için, bu konudaki yetki isverende bulunmaktadir. Ayrica, iki aylik denklestirme dönemi bu islerde alti aylik bir dönemi kapsayacak sekilde genisletilmis bulunmaktadir.Alti aylik dönem azami bir dönemi ifade etmekte olup, isveren isterse daha kisa dönemleri esas alarak da denklestirme uygulayabilir. Ayrica, normal denklestirme dönemine iliskin düzenlemeden farkli olarak, bu sürenin belirtilen islerde toplu is sözlesmesi ile daha da uzatilmasi imkani bulunmamaktadir[27].

III. DEGERLENDIRME ve SONUÇ
Her alanda oldugu gibi, hukukta da kati kurallar, fertlerin dinamiklerini tam anlamiyla kullanmalarina engel teskil etmektedir.. Bu alan, Is Hukuku gibi neredeyse her aileden bir ferdin iliskili oldugu bir alansa bu engelin hacmi daha da büyük olmaktadir. 1475 sayili Kanun döneminde, haftalik normal çalisma süresinin çalisilan günlere esit olarak bölünmesi, mutlak bir kural olarak vazedildigi için isverenler zor durumda kalmaktaydilar. Ancak, zaman zaman isverenler kanuna karsi hile yoluna basvurarak isçileri haftalik 45 saatin üstünde çalistiriyorlar, sonraki haftalarda ise isçilerini fazla çalisilan süreler oraninda dinlendiriyorlardi.

4857 sayili Kanun, bu de facto durumu bir anlamda bir hukuk kurali haline getirmis ve Is Hukuku literatürüne “denklestirme” kurumunu dahil etmistir. Ayrintili olarak sunmaya çalistigimiz gibi, denklestirme kurumu, uygulamadaki bir takim aksakliklarina ragmen isçi ile isvereni arasinda ortak bir menfaat alani olusturmustur.

sendikam haber

En Çok Okunanlar